Peki ya şimdi? FETÖ saldırısının sonrası…

Aidiyet kurduğu gruptan kendisine söyleneni ve yaptırılanı sorgulamayan bir grup insanın devlet gücüyle neler yapabileceğine şahit olan ve onları kahramanca durduran aziz milletin, bu yaşadıklarından yapacağı çıkarımla, sorgusuzluğa dayanan grup aidiyetleri konusunda bir hassasiyeti geliştirmesi en büyük kazanımlardan biri olacaktır.

Devlet ve hukuk denetiminin dışında, sorgusuz sualsiz bağlılığa ve hayatını yönlendirmeye sebep olduğu görülen herhangi bir hayır hareketi, düşünce hareketi, inanç hareketi, ideolojik oluşum, siyasi liderlik, -ironik olacak ama evet maalesef- “akademik” grup ve benzeri her türlü yapıya yönelik bağlılık düşüncesinin reddedilmesi elzemdir.1Kontrol dışı yönlendirmelerden kurtulmak için, yüzyıllardan beri manipülasyon için kullanılan mantık yürütme hataları konusunda bilgi sahibi olunması hayat boyu edinilecek en önemli birikimdir. En azından internetten popüler mantık hatalarını okumaya kısa bir süre ayırarak kendinizi korumaya alabilirsiniz. Çeşitli siyasi vb. düşünce iletileriyle günlük olarak maruz kaldığımız slogan düzeyindeki söylemlerin bu hatalar açısından değerlendirilmesi faydalı olabilecektir.

Düşünce ve ideolojiler bakımından bir düşünce grubunun ağırlıklı olarak olumlu görülmesi ve bir eğilim sahibi olunması olağandır. Her türlü düşünce akımı bir takım doğruları içerir ve aynı zamanda bu doğrularla sağladığı bağlılığı olumlu olmayabilecek bir söylemin kabulü için referans olarak da kullanır. Söz konusu düşünce ve söylemlerin her zaman ve her koşulda olumlu olup olmadığının sorgulanması, bir düşünce akımının mükemmel olmayacağının bilincinde olunarak değerlendirilmesi, başkalarının slogan ve söylemlerinin kritik düşünce ile bir elemeden, alternatifli bir akıl yürütmeden, genel ahlak ve vicdan süzgecinden geçirilerek sadece olumlu yanlarının kişisel olarak sahiplenilmesi daha sağlıklı olabilecektir.

Buradan itibaren özellikle sorgusuz aidiyet bağının pratikteki oluşumuna dair biraz daha detaya gireceğim.

Aileler çocuklarının ve gençlerin -dini ve siyasi bilgisi dahil- her türlü eğitim ve öğretim faaliyetinin sorumluluğunu üzerlerinden atmaya çalışıp çalışmadıklarını sorgulamalıdır. Sadece bir okula, bir yurda, bir grup faaliyeti gösteren öğretmenlere ve “hoca”lara terk etmek suretiyle çocuğun eğitimi konusunda üzerine düşeni yaptığı şeklinde bir ferahlıkla kendini kandırdığının farkına varmalıdır. Çocuğun her konudaki eğitimi yetişkinliğine kadar aile sorumluluğundadır. Bu sorumluluk çocuğu bir başkasının insafına bırakıp rahatlamayı değil en yakın ilgi ve alakayı gerektirir.

Bir konuda özellikle gençler bilgili olmalıdır: Bir şekilde oluşan minnet ve merhamet duygusunun, kendine karşı bir beklenti içinde dile getirilmesi tamamen ahlaksızlıktır. Bu nedenle bir kimse yapılan iyilikle bağlantılı olarak bir grup çerçevesindeki küçücük bir hareket için bile bir beklenti yaratıyorsa kesinlikle o kişiden uzaklaşılmalıdır.

Öğrencilere yönelik olanlar başta olmak üzere, herhangi bir hayır hareketi söz konusuysa bağışların, gelirlerin, etkinlik ve harcamaların resmen kaydedildiği, takipçiler ve devlet açısından her türlü denetimin yapılabildiği yasal bir dernek olmalı, buraya üyelik veya gönüllülük, giriş ve çıkışlar hiçbir minnete ve en ufak bir baskıya kaynaklık etmemelidir. Burada hayır işleri için kullanılan yöntemlerin hepsi herkes için şeffaf olmalıdır. Konaklama hizmeti yasal çerçevede, koşulsuz ve şeffaf olmalıdır.

Dini veya bir başka açıdan yapılacak eğitim faaliyeti devlete kayıtlı ve denetlenen bir kurum haricindeyse reddedilmelidir. Herhangi bir konuda okul dışı eğitim ve dokümantasyon, yukarıda tarif edilen bir dernek çerçevesinde, toplantı/eğitim faaliyeti kamu denetimine açık şekilde yapılabilecekken gizli saklı işlere, yer altı örgütlenmelere kesinlikle prim verilmemelidir. Kayıt teknolojileri, televizyon ve internet imkanları kullanılarak da yayılan her türlü dini yayın ve eğitim faaliyetinin denetimsiz ve yönlendirici olup olmadığına dikkat etmek faydalı olabilir.

Açıkcası özellikle İslam inancı konusunda ana kaynakları okuma kültürü, bir başkasını, hikaye ve mitleri dinleme kültürünün önüne geçmelidir. Kur’an-ı Kerim ve Diyanet İlmihalleri ibadet alanına giren her türlü günlük konuda, inanışlar konusunda net ifadelerin bulunduğu kaynaklardır. İlk farz “oku” dur. Okuyup bilgi sahibi olmak, herhangi bir “hoca”nın hikaye anlatımını dinlemekten, bir “efendiye” bağlanıp yönlendirilmekten evladır.

Daha somut olarak, Atatürk ve Recep Tayyip Erdoğan dahil, herhangi birinin sözü ve davranışı, herhangi bir siyasi yahut ideolojik görüşün sloganları; Risale-i Nur çerçevesindeki herhangi bir grubun, İsmailağa grubunun, Adıyaman Menzil grubunun, Süleymancılar grubunun,  çeşitli tarihi tarikatların günümüzdeki uzantılarının bağlılık gerektiren, sorgulandığında en hafif bir gönül koyma dahi olsa olumsuzlukla karşılaşılan bir faaliyeti ve düşüncesinin, insanın kendi düşünce yapısında ve hayatında sorgusuz ve alternatifsiz hale gelmesine müsaade edilmesi son derece tehlikelidir. Bunlara dayanan denetimsiz her türlü organizenin karşısında olunarak devlet geleneği içinde gereğinin yapılması sağlanmalıdır.

Bütün bunları göz önüne alarak, yaşadığımız acı tecrübenin temellerinin “sorgulamama” esasına dayandığından hareketle, hiç vakit kaybetmeden mevcut gayrı-resmi ve yer altı hareketi bulunan her türlü organizasyona karşı toplumsal olarak bir hassasiyet geliştirmeliyiz.

Atıflar

1. ^ Kontrol dışı yönlendirmelerden kurtulmak için, yüzyıllardan beri manipülasyon için kullanılan mantık yürütme hataları konusunda bilgi sahibi olunması hayat boyu edinilecek en önemli birikimdir. En azından internetten popüler mantık hatalarını okumaya kısa bir süre ayırarak kendinizi korumaya alabilirsiniz. Çeşitli siyasi vb. düşünce iletileriyle günlük olarak maruz kaldığımız slogan düzeyindeki söylemlerin bu hatalar açısından değerlendirilmesi faydalı olabilecektir.

Leave a comment

Your comment